Bilim · Düşünce · Felsefe

Çağdaş Fizikte Doğa/ Werner Heisenberg

wernerheisenbergbulular
V Yayınları, 1987, çevirenler: Vedat Günyol, Orhan Duru, notlandıran ve araya kendi görüşlerini ekleyen Muhammed Mansur Acuner’e teşekkürler.

  1. Klasik fiziğin ilk özelliği olaylar arasında sıkı bir neden sonuç ilişkisi bulunduğunu iddia etmesidir. Laplace’ın dediği gibi, insanüstü bir kafa olsaydı da şimdiki olayları, nedenleri ile birlikte görüverseydi, bu kafa gelecekteki olayların tümünü önceden kestiren bir matematik formülü kurabilecekti.
  2. Işık ışınlarının basıncı vardır.
  3. Termometrenin suyun sıcaklığını ölçerken suyun sıcaklığına yaptığı bozucu etkinin ihmali: Deney araçlarının, deneylenen şey üzerinde etkisi yoktur.
  4. Elektronun hızı ve konumunun aynı anda ölçülememesinin sebebi ölçü aletinin-yani mesela dalganın- elektronun boyuyla aynı seviyede olmasıdır. Yani III’e tam bir itiraz durumu söz konusudur. Deney aletleri, küçük boyutlarda, ölçümü yapılan şeyi kabul edilemez şekilde etkilemektedir.
  5. O zaman yukarıda sözü geçen klasik fiziğin iki özelliği yıkılmış oluyor: olaylar birbirine sıkı sebep sonuç ilişkilerinden ziyade olasılık bağı ile bağlıdırlar.
  6. Çağımızda insanın doğa karşısındaki tutumu, öbür yüzyıllarda olduğu gibi engin değil,tam tersine çağımız teknikleri ile, çok büyük ölçüde dile getirilmektedir.
  7. 17.yy’da kurulan bilime göre doğa Tanrı tarafından yaratılmıştı. Kepler : ‘Tanrım sana şükürler olsun! Bana eserinin güzelliklerini gösterdin. Ne mutlu bana ki elinden çıkan eserleri gördüm, bana verdiğin yetilerden faydalandım. Eserlerinin yüceliğini insanlara gösterdim’ demiştir.
  8. 20-30 yıl sonra Galileo doğanın matematik bir düzene konup açıklanabileceğini savundu. Bütün evrende her zaman geçerli olan ‘yasalar’a ulaşmak için, ilintiler matematikle dile getirilmeye çalışıldı.
  9. Newton taşın düşmesiyle ayın çekimi arasında bağlantı kurup, bu yasaların kozmik alanda da geçerli olduğuna dair ‘kesin’ bir adım atmıştı.
  10. Doğanın anlamı bilimin vardığı deney alanlarını oldu. Doğayı anlatma deyimi de doğanın ‘çarpıcı ve canlı olduğu’ anlamını yitirdi(!).
  11. 19.yy maddeciliğine göre basit bir evren anlayışı doğdu: Atomlar birer değişmez varlık olduklarına göre, zaman ve uzayda devinirler, bu devinimlerle de duyusal olgularımızı oluştururlar.
  12. Antik felsefeye göre atom, maddenin asıl var olan kısmıydı: etant/Demokritos
  13. Atomcu görüş 20.yy’ın başında şunu kabul etmek zorunda kalmışlardır ki, bilimler, artık insanla doğa arasındaki sonsuz diyaloglar zincirinin bir halkasıdır ve amacını kendinde bulan bir doğadan söz açamayacaktır artık.
  14. Bilimin yaygınlaşması ve derinleşmesi ölçü gözlem araçlarının geliştirilmesiyle olmuştur. Dürbün mikroskop ve röntgen ışıkları gibi.
  15. Teknik ilerleme insanın maddesel gücünü artırmaktadır. Ancak bir süre sonra bu amaç kayar ve mana değişir. Teknik artık maddesel gücünü artırmaya namzet insana hizmet etmeye yönelik bir kavram değil, adeta onun biyolojik bir olayı gibi görülmüştür.
  16. 2500 yıl önce yaşayan Dsi Gung’un yaşadığı bir olayda, bir bahçıvana bol su çekebilmesi için kaldıracı tavsiye eder. Bahçıvan ‘Efendim derdi ki makineleri kullanan kimse her işini makine gibi yapar. Her işini makine gibi yapan kimsenin yüreği makine gibi olur. Bu da insanın saflığını ve temizliğini yitirir. Bu durum düşüncede kararsızlığı getirir. Senin dediklerini kullanmayı bilmiyor değilim ama utanırım kullanmaktan.’ demiştir.
  17. Gerçekten geçmiş yıllara kıyasla bu hızlı gelişme, insanlarla bu duruma alışmak için vakit bırakmamıştır.
  18. Çağdaş doğa bilimlerinin temellerindeki değişme, varlığımızın temellerindeki değişimin bir belirtisi sayılabilir.
  19. ‘Ama insan er ya da geç doğa üzerinde toptan bir egemenlik kuracaktır.’ Heissenberg’in iddiası.
  20. Doğa bilimleri için araştırma konusu artık salt doğa değil, insanın sorduğu soru yağmuru olmuştur.
  21. Quanta kuramınca, bir deneyin sonucu önceden kestirmeyle mümkün kılınmıştır.
  22. Demek matematik denklemler artık doğayı değil, onunla ilgili bilgilerimizi gösteriyor. Bu demektir ki, yüzyıllardır yapılageldiğinin aksine, doğayı anlatmaktan vazgeçilmiştir.
  23. Kesin çözümler, ancak sınırlı bazı deney alanlarında olmuştur. Mesela Newton mekaniği kavramlarının ortaya koyduğu sorunlar, yine aynı paradigma içinde cevabını bulurlar. Ama bu sonuçlar başka sorunları çözmede-mesela atom altında- işe yaramaz.
  24. Eskiden evreni bir yandan zaman ve uzay içinde nesnel bir akışı öte yandan, bu akışı yansıtan bir ruh diye ikiye ayırırlardı ki, bu Descartes’in res cogitans ve res extansa’sına uygun düşüyordu. Bugünkü doğa bilimlerini anlamak için bu noktadan yola çıkamayız artık.
  25. İnsanın maddece ve akılca gücünün artmasıyla kesin bir ilerleme sağlanacağı umudu, bu durumda, henüz bir sezinlemeden öteye gitmese de bir sınırla karşılaşıyor.
  26. Modern atom fiziği nedensellik yasasının gücünü elinden aldı veya onu zayıflattı.
  27. Antik yunan’da dört çeşit causa vardı: causa formalis (öz) , causa materialis(madde), causa finalis (amaç) ,causa efficiens. Sadece efficiens bugünkü causa(neden) i karşılamaktadır.
  28. Kant nedensellik kavramını 19.yy’daki anlamıyla kullanıyordu : ‘Bir şeyin meydana geldiğini duyduğumuz zaman, ondan önce başka bir olayın meydana geldiğini ve birincinin ondan doğduğunu düşünürüz hep.’. Buna göre doğanın bir parçasını kavrayıp bilmemiz, geleceği kestirmemize yeter şart görülüyordu.
  29. Nedensellik, dar anlamda ‘gerekircilik’i düşündürmektedir. Yani bugünkü duruma bakılarak, bir sistemin gelecekte alacağı durumu kesinlikle belirleyen değişmez yasalar vardır.
  30. Atom bilimi, baştan beri gerekircilikten ayrılmak zorunda kalmıştır.
  31. Max Planck’ın ünlü buluşu Quanta kavramına kadar kimse gerekirciliği bırakmadı… Quanta kuramının matematiğe dökülmesi izhar edince, gerekircilik ister istemez bırakıldı.
  32. Bir elektronun konumu tam olarak ölçülebilir, ama o zaman, gözlem araçlarının araya girmesi, hızın ölçülmesini bir parça önler. Hız ölçülürse, o zaman da konum kesinlikle öğrenilemez olur. Planck bu duruma bir alt konstant belirlemiştir. Mekanik duruma göre ise, bir cismin hızı ve konumunu aynı anda bilmemiz gerekir. Quanta kuramı böyle bir şeyin olmayacağını ortaya koymuştur.
  33. Normal bir patlayıcının gücü ve kimyasal yapısına göre gücünü belirleyebiliriz, fakat atom bombası için alt ve üst sınır verilebilir.
  34. Atom fiziğinde proton, nötron ve elektron dışında kararsız olan bir sürü elemanter parça bulundu. Mesela mezon saniyenin milyonda biri kadar yaşamaktadır.
  35. Bugün atom fizikçileri yeni parçacıklar bulup onlar hakkında yeni kuramlar koyup, onları matematik formüllere bağlamaya çalışmaktadırlar
  36. Hümanistlere göre batının bütün gücü, ilkelik sorununu pratik eylemle çok sıkı bağlamalarından öte gelmektedir.
  37. Hümanist eğitim, sorunu ilke düzeyine çıkardığından, sorun çözmede ciddi işe yarar.
  38. Yine hümanistler, eskiden okumak insana düşünsel değeri maddesel değerinden fazla olan bir değer katmaktadır, der.
  39. Gördüm ki matematiği araçsız algı ile uzlaştırmaya çalışmak öbür oyunların çoğundan daha eğlenceliydi.
  40. Modern doğa bilimlerinin Euklides ve Pythagoras ile temelden ayrı olacağının düşüncesi aklıma dahi gelmedi.
  41. Ne olursa olsun, yunan felsefesini bilmeden, modern atom fiziği ile uğraşılamayacağı inancı kafamda yer etti.
  42. Demokritos’a göre atomlar evrenin özünü oluşturmaz, onu çizmeye yarar. Antik yunan ile modern batı felsefesindeki materyalizm felsefesi farklıdır, anlam değiştirmiştir(!). İkincisinin temeli Descartes’e dayanır.
  43. Kanımca Planck’ın eserlerinden şu anlaşılmaktadır: Yazarın düşüncesi hümanist öğretinin etkisinde kalmış ve verimliliğini oradan almıştır.
  44. Röntgen Planck Rutherford vs 1921 yılının yazında Münih’te Bohr’un yeni yayınlarını tartışmışlar.
  45. Atomun yapısını kavrayabilmek için ırk, mezhep vs nin yeri yoktur. Doğrunun bulunmasında temel alınan doğa veya Tanrı’dır.
  46. Heisenberg, Sommerfeld ile çalıştıktan sonra Bohr’un yanına ders almış, Rockelfeller bursuyla. J
  47. Dirac adında bir genç, benim çalışmalarımdan esinlenerek, üstün matematik bilgisiyle, atom zarfının Quanta kuramını kurdu. Bulduğu sonuçlar benim ve Jordan’ınkilerle aynıydı. Bu da bilimin objektifliğini gösteriyor(!)
  48. 18.yy Paris’inde Gassendi, Mersanne, Descartes vs bir araya gelmişti. Evvela Latince sonra Fransızcayı anlaşma dili olarak seçtiler.
  49. Bilim ulusun küçük bir paydasını tutar. İktidar ise büyük paydaya hâkim olmacadır. İlkinde ihlâs var iken, ikincisinde hırs ve rekabet boy gösterir.
  50. İkinci dünya savaşıyla beraber bilim adamlarının kendi milletlerine olan manevi bağı azaldı. Evvelden ‘rakip’ bilim adamı için kendi davalarını destekleyen bildiriler yayınlanır, diğerleri aşağılanırdı.
  51. Doğa yapıtları insan düşüncesine uysun diye değişmez. Değişmiyorsa soruyorum: dünyanın çeşitli parçalarını öğrenmek için, araştırmalarımıza neden Tanrının yapıtlarından değil de (değişmiş) sözlerinden başlıyoruz. Yapıt sözden daha mı az yücedir? Biri kalkıp dünyanın yuvarlak olmadığını söylerse ve birileri de yuvarlak olduğunu gözlemlerse bu ne acı olur Kilise için!
  52. Kilise, Batı’da yüzünü kaybetmiştir.
  53. Çünkü o, çok zaman kalabalıkların düşüncesine uymuştur ve Tanrı’ya baştanbaşa yanlış nitelikler yakıştırmıştır.   /  LIII-LV Galileo.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s