Düşünce · Sosyoloji · İslam

Şarkiyatçılık/ Edward W. Said

said

Metis, 2012 (6. baskı), çeviren: Berna Ülner, notlandıran Abdurrahman Nur’a teşekkürler.

Zihni, insanın somut tarihinden ve deneyimlerinden uzaklaştırıp ideolojik kurmaca, metafizik saflaşma ve kolektif hezeyan alanları içine hapseden indirgeyici formüllerin ve dünyadan kopuk ama etkili düşüncelerin ne kadar sorunlu olduğunu sergilemenin ve/veya silahlarını yok etmenin bize düşen bir ödev olduğunu düşünüyorum elbette. bu söylediğim, adaletsizlik ve acılardan söz edemeyeceğimiz anlamına gelmiyor; bunlardan mutlaka tarihe, kültüre ve toplumsal-iktisadi gerçekliğe gömülmüş bir bağlam çerçevesinde söz etmemiz gerektiği anlamına geliyor. görevimiz, egemen otoriteye göre belirlenmiş sınırlar koymak değil, tartışma alanını genişletmektir. (vii, vurgu benim)

Eleştirel irdelemenin hareket noktası, kişinin gerçekte ne olduğunun bilincine varmasıdır, ‘kendini’ o ana uzanan tarihsel sürecin bir ürünü olarak ‘bilmesi’dir; bu tarihsel süreç, size, dökümünü bırakmaksızın, sonsuz sayıda iz yükler. (…) bundan ötürü, önce böylesi bir dökümü derlemek şarttır. (Gramsci’den aktaran Said, 34)

Çalışma alanları, oluşturulan şeylerdir elbette. bunlar, araştırmacıların kendilerini, üzerinde genel görüş birliğine varılmış bir araştırma konusu gibi görünen bir şeyle farklı biçimlerde uğraşmaya adamalarından ötürü tutarlılık, bütünsellik kazanırlar zamanla. ancak, söylemek gereksiz, bir çalışma alanının, o alanın en ateşli taraftarlarının (…) savladığı kadar yalın tanımlı olduğu pek enderdir. kaldı ki, bir alan, filoloji, tarih, ilahiyat gibi en köklü disiplinlerde bile öylesine değişebilir ki, araştırma konusunun her duruma uyabilecek bir tanımını yapmak neredeyse olanaksız hale gelir. bu, bazı ilginç nedenlerden ötürü, şarkiyatçılık için özellikle geçerlidir. (59)

Şark bir kez sonsuzu sonlu bir biçim altında cisimleştirmeye uygun bir yer diye bellendikten sonra, Avrupa bu uygulamaya bir son vermeyi başaramadı sanki; şark ile şarklı, arap, müslüman,  hintli, çinli, artık kim olursa, taklit ettikleri varsayılan büyük bir özgün varlığın (İsa’nın, Avrupa’nın, Batı’nın) yinelenip duran sahte cisimleşmeleri haline geldi. zamanla değişen tek şey, Batı’nın Şark’a ilişkin bu epeyce narsisist düşüncelerinin yola çıkış noktası oldu, niteliği değil. (72)

Şark, tüm Doğu’nun sınırlandığı sahnedir. rolleri türedikleri geniş bütünü temsil etmek olan simalar çıkar bu sahneye. dolayısıyla şark, tanıdık Avrupa dünyasının ötesindeki bitimsiz bir yayılım gibi değil, daha çok kapalı bir alan, Avrupa’ya eklenmiş bir tiyatro sahnesi gibi görünür. (72)

(…) Şark da yeniden yapılandırıldı, yeniden birleştirildi, işlemlerden geçirildi, kısacası şarkiyatçıların çabalarından doğdu. Mısır’ın tasviri, Şark’ı Avrupa’nın daha yakınına getirmeye, ardından tümüyle Avrupa’ya dahil etmeye, en önemlisi Şark’ın yabancılığını, İslam söz konusu olduğunda da düşmanlığını ortadan kaldırmaya ya da en azından hafifletmeye, azaltmaya yönelik sonraki tüm çabaların ideal örneği oldu. çünkü bundan böyle “İslami şark”, Müslümanları insan olarak, tarihlerini de tarih olarak göstermeyen, sadece şarkiyatçıların gücünü imleyen bir kategori biçiminde ortaya çıkacaktı. (97)

Süveyş kanalı fikrinde, şarkiyatçı düşüncenin, daha ilginci şarkiyatçı girişimin mantıksal sonucunu buluruz. batı için Asya, bir zamanlar suskun ıraklığı ve yabancılığı temsil ederdi; İslam da Avrupa Hristiyanlığının karşısındaki saldırgan hasımdı. (…) de lesseps ile Kanal’ı, Şark’ın ıraklığını, batı’dan uzak münzevi mahremiyetini, sürgit egzotikliğini ortadan kaldırmıştı sonunda. tıpkı su kanalına dönüşebilecek bir arazi sınırı gibi şark da hal değiştirip direnç gösteren hasımdan, mültefit, itaatkar bir ortağa dönüşmüştü. en açık deyişle, de lesseps’ten sonra artık kimse şark’tan, başka bir dünyaya aitmiş gibi söz edemezdi. artık yalnız “bizim” dünyamız vardı, bir araya gelip kenetlenmiş “tek” bir dünya vardı (…). bundan böyle “şarklı” kavramı yönetime, icraya özgü, nüfusbilimsel, iktisadi, sosyolojik etmenlere tabi bir kavram olacaktır. (102)

metis

Şarkiyatçılığı Batı’nın kendi tasarılarını Şark’a yansıtması ve Şark’a hükmetme isteği olarak düşünmeye başladıktan sonra, beklenmedik pek az şey çıkar karşımıza. (…) on dokuzuncu yüzyıl ile yirminci yüzyılda şarkiyatçıların sayısında ciddi bir artış oldu; çünkü, bu arada, imgesel ve gerçek coğrafyanın erimi küçülmüş; Şark-Avrupa ilişkisi, piyasa, kaynak, sömürge arayışındaki önlenemez Avrupa yayılmacılığı tarafından belirlenmiş; şarkiyatçılık bir araştırma söyleminden emperyal bir kuruma dönüşmekle kendi başkalaşımını tamamlamıştı. (…) vurgulamak istediğim şey şu: salt metinsel bir şark kavrayışından ya da tanımlanmasından, tüm bunların şark’ta uygulamaya konulmasına geçilmiştir ve –sözcüğü düz anlamıyla kullanacak olursam- bu akıldışı geçiş de şarkiyatçılıkla yakından ilintilidir. (…) Şark’a ilişkin bir düşünce dizgesi olarak şarkiyatçılık, özel insani ayrıntıdan genel insanötesi ayrıntıya çıktı hep; onuncu yüzyıl Arap şiirine ilişkin bir gözlem, katlana katlana, Mısır, Irak ya da Arabistan’daki şark zihniyetine yönelik (ayrıca bu zihniyete dair) bir siyasa üretti kendinden. (…) Şarkiyaçılık, değişmez bir şark, batı’dan (çağdan çağa değişen gerekçelerle) mutlak olarak farklı bir şark varsaydı. on sekizinci yüzyıl sonrası biçimiyle şarkiyatçılık, kendini gözden geçirip düzeltemedi hiç. (106)

Özel istisna ne denli köklü olursa olsun, münferit şarklı etrafını kuşatan engelleri aşmakta ne denli başarı gösterirse göstersin, o önce bir şarklıdır, ikinci olarak bir insandır ve son olarak da gene bir şarklıdır. (112)

Şark’ı yargılamaya kalkışan modern şarkiyatçı, inandığı hatta ifade ettiği gibi, nesnelliği koruyarak şark’tan ayrı duruyor değildir. mesleki bilgi örüntüsünün altında gizlemeye çalıştığı duygudaşlık yoksunluğundan çıkarsayabileceğimiz insani uzaklığı, şarkiyatçılığın kitabın başından beri betimlemekte olduğum tutucu tavırları, bakış açıları ve ruh halleriyle yüklenmiş durumdadır. şarkiyatçının Şark’ı, Şark’ın kendisi değil Şarklaştırılmış Şark’tır. kesintisiz bir bilgi ve iktidar kemeri Avrupalı ya da batılı devlet adamı ile batılı şarkiyatçıları birbirine bağlar; şark’ın içinde bulunduğu sahneyi çevreleyen de bu kemerdir. birinci dünya savaşı’nın sonuna gelindiğinde, batı için afrika da şark da, düşünsel bir seyir nesnesinden çok, ayrıcalıklı bir mıntıkaydı artık. şarkiyatçılığın etkinlik alanı imparatorluğun etkinlik alanıyla tamı tamına çakışıyordu ve Batı’nın şark düşüncesi tarihindeki, şark’la uğraşma tarihindeki biricik bunalımı ortaya çıkartan şey de, söz konusu etkinlik alanları arasındaki bu mutlak ittifaktı. bu bunalım hala devam etmektedir. (114).

(…) Şarkiyatçılığın sınırlılıkları, bir anlamda, bir başka kültürün, insanın ya da coğrafi bölgenin insaniliğini yoksaymanın, özselleştirmenin, soymanın getirdiği sınırlılıklardır. ancak şarkiyatçılık bundan bir adım öteye gider: Şark’ı, varlığı batı için sergilenmekle kalmayan, zaman ile mekanda sabitlenmiş de olan bir şey gibi görür. şarkiyatçılık, Şark’ın kültürel, siyasal, toplumsal tarihindeki bütün dönemlerin salt batı’ya verilen karşılıklar olarak görülmesi bakımından, çok etkileyici betimsel ve metinsel başarılara ulaşmıştır. batı başoyuncudur, şark ise edilgen tepki vericidir. Şark’a özgü davranışların her bir yönünün izleyicisi, yargıcı, jürisidir batı. Ne ki, yirminci yüzyılda tarih, şark’ta ve şark için köklü bir dönüşüm yarattığında afallar şarkiyatçı. (119)

Çağdaş aydının şarkiyatçılıktan alacağı ders, bir yandan ait olduğu disiplinin savlarının etkinlik alanını gerçekçi bir biçimde sınırlamak ya da genişletmek, öte yandan da, üzerinde metinlerin, tasavvurların, yöntemlerin, disiplinlerin doğduğu, büyüyüp serpildiği, yozlaştığı (…) insani zemini görmektir. (120)

Reklamlar

Şarkiyatçılık/ Edward W. Said” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s