Edebiyat

Onca Yoksulluk Varken/ Emile Ajar

M. Fatih Kutan

Agora Kitaplığı, Haziran 2009, 197 sayfa, Fransızca aslından [La vie devant soi] çeviren: Vivet Kanetti

Emile Ajar, Romain Gary’nin müstear ismi. Daha evvel kazandığı Goncourt Ödülü’nü bir de müstear isimle yazdığı Onca Yoksulluk Varken’le katılarak kazanmıştır. Bu müstear isim hikâyesine dair sorulara verdiği cevap: “Sadece kendim olmaktan bıkmıştım.” Kitap, geneleve çalışmaya giden kadınların çocuklarını bıraktıkları, bir nevi çocuk yuvası olan Madam Rosa’nın evinde geçmekte. Hikâyeyi evdeki çocuklardan biri olan Momo’nun ağzından okuyoruz.

Yaşam dediğin sürekli bir paniktir. (s.15)

En iyi uyuyanlar dürüst olmayanlardır. (s.23)

Ne kadar az şeyiniz varsa o kadar inanmak istersiniz. (s.30)

Size söylemeyi unuttum, Madam Rosa yatağının altında Mösyö Hitler’in büyük bir portresini gizliyordu, mutsuz olup da hangi azizden medet umacağını şaşırdığında portreyi çıkarır, ona bakar, hemen kendini daha iyi hissederdi, ne de olsa büyük bir derdi eksilmiş olurdu. (s.33)

Madam Rosa, çocuğu bir kuruma vermek zorunda kaldı, ona sahte bir kimlik de yaptırdı, çünkü var olduğunu kanıtlaması gerekiyordu. Sonra da hasta oldu, çünkü hiçbir şey bir kurum kadar üzücü olamaz. (s.43)

Karabasanlar düşlerin yaşlanmasıdır. (s.44)

Çoğu kez ak, gizlenmiş bir karaydı, kara da bazen üçkâğıda getirilmiş aktı. (s.56)

Kendilerine eroin iğnesi yapan bütün veletler mutluluk alışkanlığına tutulurlar, bunun da hiç acıması yoktur, çünkü mutluluk özellikle yokluğuyla tanınan bir merettir. Eroin almak için mutluluğu bayağı aramış olmak gerekir, bu tüe düşünceler de ancak esaslı hıyarlarda bulunur. (s.61)

Böyle bir durumda eroin alan bir sürü herif tanıyorum, ama ben mutlu olabilmek için yaşamın kıçını yalayacak değilim. Yaşamı süslemek istemiyorum ben, bok yesin o. Birbirimize karşı hiçbir şey hissetmiyoruz. (s.72)

Orasının, dublaj stüdyosu dedikleri bir yer olduğunu anlattı bana. Perdedeki kişiler konuşacakmış gibi ağızlarını açıyorlardı, ama asıl salondakilerdi onlara seslerini veren. Tıpkı kuşlar gibi, seslerini dosdoğru adamların gırtlaklarına sokuyorlardı. İlk kez başarısız olunca, yeni sesler gerektiği anda ağzın içine girmeyince, yeniden başlamak gerekiyordu. İşte o zaman pek güzel şeyler oluyordu. Her şey geriliyordu birden. Ölenler yaşamaya koyuluyor, gerisin geri toplumdaki yerlerine dönüyorlardı. Bir düğmeye basıyorlardı ve her şey uzaklaşıveriyordu. Arabalar yüzüstü geri geri gidiyor, köpekler gerisin geri koşuyor, yerle bir edilmiş evler, toparlanıp gözünüzün önünde, bir anda yeniden kuruluyorlardı. Kurşunlar vücudun içinden çıkıp makinalı tüfeklerin içine dönüyorlardı, katiller geri çekiliyorlar, pencereden atlıyorlardı, gerisin geri. Suyu boşalttığınız zaman, su yeniden doğruluyor, yeniden doluyordu bardağın içine. Dökülen kan vücuda, kendi yerine dönüyordu, hiçbir yerde bir kan lekesi kalmıyor, yara kapanıyordu. Bir adam tükürdüğü zaman, tükürdüğünü yeniden ağzına alıyordu. Atlar dörtnala gerisin geri koşuyorlar, yedinci kattan düşmüş bir adam da paçayı kurtarıyor, pencereden içerş atıyordu kendini. Tersine bir dünyaydı gerçekten ve şu anasının sattığım yaşam boyunca gördüğüm en güzel şeydi. Hatta bir ara genç ve taze gördüm Madam Rosa’yı, biraz daha gerilettim onu, daha da güzel oldu. Gözlerim yaşarıyordu. (s.83)

Henüz, polis mi yoksa terörist mi olacağıma karar verememiştim, bunu daha sonra yerinde çözümleyeceğim. Ne olursa olsun, bir kere örgütlü çete şarttır, çünkü tek başınıza hiçbir şey beceremezsiniz, çok ufak çapta bir iş dışında. Hem adam öldürmeyi sevmem pek, hatta tam tersi. Hayır, aslında victor hugo gibi bir herif olmak isterdim. Mösyö Hamil, sözcüklerle insan öldürmeden, her şeyin yapılabileceğini söyler; zamanım olduğunda bir deneyeceğim. Bunun en güçlü şey olduğunu söyler Mösyö Hamil. (s.88)

Benim elimde olsa, sadece yaşlı orospularla ilgilenirdim, gençlerin pezevenkleri var çünkü, ama yaşlıların kimsesi yok. Sadece yaşlı, çirkin ve artık hiçbir işe yaramaz olanları alır, onlarla ilgilenirdim. Ve adaleti sağlardım. Dünyanın en büyük polisi ve pezevengi olurdum, böylece kimse terk edilmiş yaşlı bir orospunun asansörsüz bir altıncı katta ağladığını görmezdi bir daha. (s.94)

Kendimi evden dışarı attım, merdivenleri yuvarlanarak inip koşmaya koyuldum. Kaçmak için değildi, böyle bir şey yoktur hayatta, sadece orada olmamak içindi. (s.113)

Ölü Mösyö Yusuf Kadir’in yanına oturdum, artık birbirimize hiçbir yararımız dokunamazdı, ama yine de bir süre kaldım orada.

Burnu benimkinden çok daha uzundu, ama burunlar yaşadıkça uzarlar hep.

Bir anı bulmak için ceplerini aradım, sadece bir Gauloises bleues sigara paketi vardı. Tek bir sigara kalmıştı içinde, yanına oturup onu tüttürdüm, çünkü geri yanını hep o içmişti, son kalanını da benim içtiğimi düşünmek içimi bir hoş ediyordu.

Hatta biraz ağladım da. Ağlamak hoşuma gidiyordu, bir yakınımı kaybetmiş gibi oluyordum. Sonra polis arabasının düdüğünü duydum, başım derde girmesin diye çabucak yukarı tüydüm. (s.143)

Bence çok çirkin biriyle yaşadığınızda, sonunda onu çok çirkin olduğu için de seversiniz. (s.145)

Biliyor musunuz, kimsenin kimseye hiç yardımı dokunmadığı anlar çok üzücü olur. Ben de gülümsüyorum ama, içimden gebermek geliyordu. Bazen hissediyorum ki yaşam bu değildi aslında, kesinlikle bu değildi, eski deneyime güvenin siz. Sonra arka arkaya hepsi sessizce gittiler, bazı anlar söylenecek hiçbir söz kalmaz. Mösyö Waloumba birkaç nota daha çaldı bize, sonra notalarda çekti gitti onunla birlikte.

İkimiz başbaşa kaldık, düşmanıma bile dilemem bunu.

Duydun mu Momo? Şimdi de hastaneye. Peki; sen ne olacaksın?”

Islık çalmaya koyuldum, söyleyebileceğim tek şey buydu.(s.147-148)

Bir şey vardı boğazımda, onu yuttum, sonra dışarı fırladım, bastım gittim.

Aynı mahalleden değildik kısacası. (s.159)

Çocuğunuz değilim ben. Hatta bir çocuk değilim. Bir orospunun oğluyum, babam anamı öldürdü, bunu öğrendiniz mi her şeyi öğrendiniz demektir ve artık hiç çocuk sayılmazsınız.” (s.169)

Umarım hiçbir zaman normal olmam, Doktor Katz, bir tek namussuzlar normal olur hep. Normal olmamak için elimden geleni yapacağım, Doktor…” (s.171)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s