Sosyoloji · İslam

İslam Sosyolojisi Üzerine/Ali Şeriati

Enis Duman’a katkısı için teşekkürler.

Ali Şeriati, “İslam Sosyolojisi Üzerine”, Düşünce Yayınları, 1980.

“Pek çok Müslüman, hicret deyince Peygamber’in buyruğu üzerine, bazı sahabelerin Mekke’den Habeşistan’a ve Medine’ye göç etmesini anlamaktadır. Bazılarına göre, genel olarak hicret; ilkel yahut yarı medeni bazı insanların coğrafi veya siyasi sebeplerle bir yerden başka bir yere göçmelerinden ibarettir. Müslümanlar için ise, Müslümanların ve Peygamber’in hayatında olmuş bir olaydır. Ne var ki, Kuran’ın hicreti anlatırken kullandığı ifadeden, hicretin felsefi ve sosyal açıdan çok derin bir kavram olduğunu sezinledim. Daha sonra, dikkatimi tarihe yöneltince, hicretin hiç de basit bir olayı değil, tam tersine son derecede muhteşem bir ilke olduğunu; buna rağmen şimdiye kadar, kimsenin bu konuya değinmediğini gördüm. Bütün tarih boyunca hicret, medeniyetlerin doğuşunda başlıca etken olduğu halde, tarih felsefesiyle uğraşanlar bile bu konuya gereken önemi vermemişlerdir.

Tarihte bildiğimiz yirmi yedi medeniyetin hepsi, bir hicretten sonra ortaya çıkmışlardır. Bunun bir tek istisnası bile yoktur. Bir başka deyişle, ilkel bir topluluğun, yaşadığı yurdu bırakıp bir başka yere göçmeden medenileşebildiğini gösteren bir örnek yoktur.

Tarih ve sosyoloji açısından büyük önem taşıyan bu konuyu, İslam’dan ve Kuran’ın hicretten söz eden geçici ve yaygın hicret emreden ayetlerinin üslubundan çıkardım.

En sonuncusundan (Amerika), en eskisine (Sümer) kadar bildiğimiz bütün medeniyetler, hicretlerin ardından kurulmuşlardır. Her defasında ilkel bir topluluk, ana yurdunu terk etmediği sürece ilkel olarak kalmış; ancak hicret edip kendine bir başka yurt edindikten sonra medeniyete ulaşabilmiştir. O halde bütün medeniyetler, ilkel toplulukların hicretinden doğmuştur.”

Ne var ki, yukarıda saydığımız (insanın kişiliğini oluşturan etkenler) etkenlerin [ anne, baba, okul, toplum ve kültür] hiçbiri, tarihi değişikliğin büyük etkeni olan İslam Peygamberi’nin kişiliği üzerinde pay sahibi değildir. Tam tersine, Allah özellikle öyle takdir ettiği için onun ruhu, insana yaşadığı çağın ve çevrenin onayını kazandıran her türlü beşer müdahalesinden korunmuştur. Bu büyük insan, bütün kalıpları kırmak üzere geldiğine göre, eğer kendisi de bu kalıplar içinde büyümüş olsaydı, görevini hiçbir zaman tamamlamayabilirdi. Sözgelişi büyük bir hekim olabilirdi, ama sadece Yunan modellerine göre… Büyük bir filozof olabilirdi, ama sadece İran modellerine göre… Büyük bir filozof olabilirdi, ama sadece İran modellerine göre… Ne var ki, onun, kültür ve medeniyet boşluğu içinde yüzen bir çevrede yetişmesi ve yukarda saydığımız beş etkenden etkilenmemesi isteniyordu.”

Önce babasız kaldı. Böylece babasının değer yargıları onun ruhunu etkileyemedi. Sonra annesinden uzaklaştırıldı. Üstelik, evrensel kültürden uzak kuru bir yarımadada doğmuştu. Böylece büyük ruhu, hiçbir kültürünü medeniyetin veya ‘dinin’ eğitimiyle zedelenmedi. Zira, olağanüstü bir görev başaracak olan bir ruh, gelişigüzel teamüllerle biçimlendirilemez. Bu zahiri mahrumiyet, gerçekte tarihin en büyük olayında en büyük rolü oynayan kişiye sağlanmış en büyük üstünlük ve ayrıcalıktı.”

“İbn-i Sina, İslam medeniyetinde, bütün bilim ve felsefe tarihinin övündüğü büyük bir filozof, bilim adamı ve dahidir. Fakat, böylesine önemli bir filozof ve bilim adamı olan bu büyük adam, toplumsal açıdan bakıldığında, iktidarın ve yöneticilerin emrinde hizmet etmekten pek hoşnuttu. İnsanların akıbeti ve içinde yaşadığı toplumun geleceği onu hiç ilgilendirmiyordu. Ona göre, kendi akıbetiyle başkalarınınki arasında hiçbir bağ yoktu. Onun biricik düşüncesi, bilimsel konular ve araştırmalardı. Bunun dışındaki hayat onu pek ilgilendirmiyordu. Kim ona para ve mevki bağışlarsa başının üstünde yeri vardı.

Hallac’a gelince… O da, alev alev yanan bir adamdı. Alevlerin içindeki adamdan sorumluluk beklenmez. Onun işi de, yanmak ve çığlık atmaktır. Hallac niye yanıyordu? Tanrı’ya duyduğu şiddetli aşktan. Başını ellerinin arasına alıp, Bağdar sokaklarında, ‘Bu kafamı kırın… Bana isyan etti!.. İçimdeki yangından kurtarın beni… Ben hiçim… Ene’l Hakk’ım!’ diye bağırarak koşuyordu. ‘Artık ben yokum, var olan ancak ve ancak Tanrı’dır.’ Demek istiyordu. Hallaci sürekli Tanrı ateşiyle yanıyordu ve onun gerçek eksikliğinin kaynağı buydu. Fakat İran toplumunda, yirmibeş milyon Hallac’ın bir araya geldiğini bir düşünün. Herkesin ‘Gelin beni öldürün… Artık dayanamıyorum… Ben hiçim… Cübbemin içinde Tanrı’dan başka bir şey yok!’ diye sokaklara fırladığını bir düşünün… Bu tür ateşli tutkular, bir tür manevi ve mistik divaneliği gösterir. Eğer bir toplumda, herkes Hallac (veya İbn-i Sina) gibi olacak olursa, sefalet ve yıkım ortalığı kaplar. Fakat, şimdi öyle bir toplum düşünün ki, içinde bir Hüseyin ve birkaç da Ebu Zer olsun. İşte hayat da, özgürlük de, ilim ve düşünce de, kuvvet ve istikrar da bu toplumda olur. Bu toplum, hem düşmanlarını bozguna uğratabilir, hem de Tanrı’yı gerçekten sevebilir.”

Ümmetin maddi temeli iktisattır. Çünkü ‘dünyevi hayatı olmayanın manevi hayatı olmaz’. Toplumsal düzeni eşitliğe, adalete, halk mülkiyetine, Habil düzenindeki sınıfsız toplumun ihyasına dayanır. Bu temel ilkedir ama, Batu burjuvazisinin dünya görüşünden hareket eden Batı sosyalizminde olduğu gibi gaye değildir.

Ümmetin siyasi felsefesi ve rejimi, kelle demokrasisi, sorumsuz ve gayesiz liberalizm, balçık aristokrasisi, halk düşmanı diktatörlük, oligarşi değil; toplumun dünya-görüşü ve ideoloji temelleri üzerinde, insanın yaratılış gayesine uygun bir şekilde harekete geçirilmesinden sorumlu olan inançlı ve devrimci bir önderliktir. İmamet’in gerçek anlamı budur.”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s